Ayasofya'nın mimari yapısı

Yaptıran: İmparator Iustinianos
Mimarlar: Miletoslu Isidoros, Trallesli Antemios

Dünya mimarlık tarihinde dönüm noktası oluşturan yapılardan biridir. Bazilikal planla merkezi planı birleştiren ve "kubbeli bazilika" tipinde bir yapı olan Ayasofya, gerek İmparator Iustinianos'un iktidarının simge yapısı olarak boyutları ve bezemelerindeki görkemle gerekse alışılagelen bir yapı türünün dev boyutlu bir örneğinin yine dönemine göre dev boyutlu bir kubbeyle örtülmesiyle Geç Roma-Erken Bizans özelliklerini taşıyan "ünik" bir yapıdır. Kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle yapı teknolojisinde çok önemli bir adımı ifade etmektedir.



Bugünkü Ayasofya aynı yerde yapılmış olan üçüncü Ayasofya'dır. 360 yılında İmparator Konstantinos tarafından ahşap çatılı bazilikal planda yaptırılan ilk yapı 404 yılında çıkan bir ayaklanma sonucu yanmıştır. II. Teodosius döneminde yaptırılan ikinci Ayasofya 415 yılında açılmış ve 532'de Iustinianos aleyhine başlayan bir ayaklanma sonucu yine yanmıştır. Aynı yıl Iustinianos, yanan yapının yerine bugün görülen Ayasofya'yı yaptırmaya başlamıştır.

Bugünkü Ayasofya'nın özgün planında bulunan atrium günümüze ulaşmamıştır. Çapraz tonoz örtülü 9 birimli dış narteksten 5 kapıyla diğerinden daha yüksek olan iç nartekse geçilir. Bu bölümün tonozları geometrik motifli mozaiklerle, duvarları ise renkli taş levhalarla kaplanmıştır. İç narteksin kuzeyinden rampalarla galeri bölümüne çıkılır. Güneyindeki yan kapı ise "Horologion Kapısı" olarak adlandırılan ve özel törenlerde imparatorun geçisine ayrılan bir kapıdır. Naosa acılan kapılardan üç tanesi imparator kapılarıdır.

Kilisenin ana mekânı paye ve sütunlarla üç nefe ayrılmıstır. Doğu kısmı, ucu dışarı taşkın ve üstü yarım kubbe örtülü bir apsisle sonlanır. Orta nefin ortasında, ağırlığı dört payeye oturan ve pandantiflerle geçilen 31m çapında büyük bir kubbe yer alır. Bu ana kubbenin yarattığı baskı doğu ve batı ekseni üzerine yapılan iki yarım kubbeyle hafifletilmistir. Kubbenin kuzey ve güneyde oluşturduğu baskı ise zaman içinde inşa edilen payandalarla karşılanmıştır. Ana mekân timpanum ve kubbe pencerelerinden ışık alır. Bütün duvarlar damarlı mermer ve taş levhalarla kaplıdır. Sütunlar Efes Artemis Tapınağı ve bir çok pagan tapınaktan getirtilmiştir. Sütun başlıkları erken dönem özelliği olarak ajur tekniğinde süslemelere sahiptir.

Rampalarla ulasılan üst galeriler, narteks ve yan nefler üzerinde uzanır. Güneyinde kare planlı vaftizhane, kuzeydoğu köşesinde hazine binası olduğu kabul edilen yuvarlak planlı bir yapı vardır.

Ayasofya'da bugün görülen mozaikler İkonoklazma Dönemi sonrasına aittir. Iustinianos döneminden yalnızca yaldızlı yüzeyler günümüze gelebilmistir. İmparator kapısı üstünde Pantokrator İsa önünde secde eden VI. Leon sahnesi, Horologion Kapısı üzerinde yer alan Meryem'in kucağındaki İsa'ya İmparator Konstantin ve Iustinianos'un Istanbul'un ve Ayasofya'nın maketlerini sundukları sahne, apsis yarım kubbesinde Meryem ve Çocuk İsa sahnesi, güney galeride Deisis, İsa'ya adak sunan IX. Konstantinos Monomahos ile eşi Zoe ve Meryem'e adak sunan II. Ioannes Komnenos ve eşi Eirene gibi sahneler Bizans mozaik sanatının çok önemli örnekleridir.

İstanbul'un fethinin hemen ardından camiye çevrilen Ayasofya'ya aynı dönemde ve daha sonra yeni kullanımına uygun olarak çeşitli mimari unsurlar eklenmiştir. Minber ve müezzin mahfili 16. yüzyıl Osmanlı sanatının önemli örneklerindendir. 1. Mahmud döneminde yapıya çok sayıda ek yapılmıştır. Bunların içinde en önemlisi kütüphanedir. Yapının güneyindeki iki payandanın arasına başlı başına bir yapı olarak eklenmiştir. Kütüphane, Barok üslupta çok üst düzeyde bir işçiliğe sahip olan tunç şebekelerle cami hariminden ayrılmıştır.

Ayasofya'da Sultan Abdülmecid döneminde Gaspare T. Fossati tarafından çok büyük bir onarım gerçekleştirilmiş, camiye çevrildikten sonra üstü kapatılan mozaikler ortaya çıkarılmıştır. Fossati ayrıca avluya bir muvakkithane inşa etmiştir.

 

Kaynak:

Semavi EYİCE; Ayasofya, c.1, İstanbul, 1984.
Semavi EYİCE; "Ayasofya", Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c.1, İstanbul, 1994, s. 446-457.
Hüseyin AYVANSARAYI; Hadikatu'l-Cevami ( Haz. A. Nezih Galitekin), İstanbul, 2001, s. 42-45.


>